İLKE Vakfı Eğitim İzleme Raporu 2025 yayımlandı. Yükseköğretim mezunu işsizliği %9,1 ile lise altı eğitimlilerin oranının (%7,3) üzerinde. Her dört gençten biri ne okulda ne işte. Bölüm seçimi ilk iş bulma süresini 10 aya kadar değiştiriyor. Türkiye’de yükseköğretim mezunu olmak artık iş güvencesi anlamına gelmiyor. İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından bu yıl…
İLKE Vakfı Eğitim İzleme Raporu 2025 yayımlandı. Yükseköğretim mezunu işsizliği %9,1 ile lise altı eğitimlilerin oranının (%7,3) üzerinde. Her dört gençten biri ne okulda ne işte. Bölüm seçimi ilk iş bulma süresini 10 aya kadar değiştiriyor.
Türkiye’de yükseköğretim mezunu olmak artık iş güvencesi anlamına gelmiyor. İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından bu yıl yedincisi yayımlanan Eğitim İzleme Raporu 2025, eğitim düzeyi yükseldikçe işsizliğin azaldığı OECD eğiliminin Türkiye’de tersine döndüğünü ortaya koydu. TÜİK, YÖK, OECD ve İŞKUR verileriyle hazırlanan rapor, bu yıl doğrudan eğitim-istihdam ilişkisini ana eksen olarak ele alıyor ve Türkiye’de okuldan işe geçiş sürecindeki yapısal sorunları 12 başlık altında inceliyor.
Diploma paradoksu: Yüksek eğitimli, daha işsiz
Rapora göre Türkiye’de yükseköğretim mezunu işsizlik oranı %9,1 ile lise altı eğitimlilerin oranının (%7,3) üzerinde. OECD ülkelerinde ise tablo tam tersi: Lise altı eğitimlilerde %9,4 olan işsizlik oranı, yükseköğretim mezunlarında %3,8’e kadar iniyor. Rapor bu durumu, yükseköğretimdeki kontenjan artışının ekonominin yarattığı nitelikli iş sayısının üzerinde seyretmesine bağlıyor. Arzın talebi aşması, diploma enflasyonuna yol açıyor; mezunların pazarlık gücünü zayıflatıyor ve ücretler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
Her dört gençten biri ne okulda ne işte
Türkiye’de Ne Eğitimde Ne İstihdamda Ne Yetiştirmede (NEİY) olan gençlerin oranı %26,7 ile OECD ortalamasının (%12,5) iki katından fazla. 18-24 yaş grubunda bu oran %31,4’e çıkıyor. Nüfus büyüklüğü ve ekonomik yapı bakımından Türkiye’ye yakın ülkelerle kıyaslandığında (Fransa %14,4; İspanya %16,3; İtalya %16,4) Türkiye’nin belirgin biçimde ayrıştığı görülüyor. 15-17 yaş grubunda NEİY çocuk sayısı ise pandemi sonrası en yüksek düzeye ulaşarak 101 bine çıktı.
Bölüm seçimi iş bulma süresini 10 ay değiştiriyor
Rapor, yükseköğretim mezunlarının alanlara göre istihdam performansında derin bir uçurum bulunduğunu ortaya koyuyor. TÜİK 2024 verilerine göre sağlık ve refah alanı mezunları ortalama 8,9 ayda ilk işlerine başlarken; sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon mezunları 18,1 ay, iş-yönetim-hukuk mezunları ise 18,7 ay bekliyor. Alan içi çalışma oranlarında da benzer bir uçurum var: Sağlık alanında mezunların %79,9’u kendi alanında çalışırken, sosyal bilimler alanında bu oran yalnızca %20,1.
Her beş mezundan biri ‘aşırı eğitimli’
Raporun bir diğer önemli bulgusu, yükseköğretim mezunlarının %22,8’inin ‘aşırı eğitimli’ (overeducated) konumda olması. Bu mezunlar, aldıkları eğitimin gerektirdiğinden daha düşük beceri talep eden işlerde istihdam ediliyor. Aynı dönemde ‘diplomalı yoksulluk’ olgusu da yerleşmiş durumda: 2006’da yalnızca %1,3 olan yükseköğretim mezunu yoksulluk oranı, son 20 yılda üç kat artarak %4,6 düzeyine ulaştı.
Mesleki lise iş piyasasında önde, ancak tercih düşüyor
Rapor, mesleki ve teknik lise mezunlarının istihdam oranının (%61) genel lise mezunlarının (%51,2) belirgin biçimde üzerinde olduğunu gösteriyor. Ancak ortaoğretim içindeki mesleki öğrenci payı 2013’te %45 iken 2023’te -37#39-e düştü — OECD ve AB ortalamalarının arttığı aynı dönemde Türkiye ters yönde bir seyir izledi.
2030’a doğru: 7,6 milyon iş dönüşecek
Rapor, geleceğin işgücü piyasasına ilişkin projeksiyonlara da yer veriyor. 2030 yılına kadar Türkiye’de yaklaşık 7,6 milyon işin otomasyon ve dijitalleşmeden etkileneceği öngörülüyor. Bu süreç, mesleklerin toptan yok olmasından ziyade görevlerin dönüşümünü ifade ediyor; rutin işler algoritmalar tarafından devralınırken karmaşık problem çözme, veri analitiği ve duygusal zeka gerektiren görevlere talep artıyor.
Rapor; YÖK, MEB, İŞKUR ve sektör temsilcileriyle güncel beceri haritaları oluşturulması, kontenjan planlamasının istihdam verilerine göre yapılması, mesleki ve teknik eğitimde okul-işletme işbirliğinin güçlendirilmesi ve üniversitelerde mezun takip sistemlerinin kurumsallaştırılması gibi politika önerilerini de tartışmaya açıyor.
Reklam % İşbirliği: [email protected]